21 Şubat 2012 Salı

üzülme ..

Üzülme! Üzülüyorsan, kaybedeceğin bir şeyler var demek ki... Kaybedeceği bir şeyi olanlar çoktan kazanmışlardır. Eline geçmeyenleri saymakla tüketme nefesini, elindekileri saymaya başla. Hepsini saysan bile, nefesini saymaya nefesin yetmeyecek demektir. Bak işte zenginsin. bu yazıyı ne zaman okusam , en dipten sıçramak gelir içimden gökyüzüne , gögsün yarılırcasına ,nefes bile alamıyorken bilki çorak topraklarında rengarenk çiçekler açaçak , su ya hasret kalmış olabilirsin belki bilmediğin baharlar , ılık yağmurlar var kapında . üzülüyordum , ağlamış da olabilirim inkar etmiyorum eksik kalmış gibi hani öznesi olmayan cümle gibi, fişten çekilmiş bi lamba gibi ,suyu boşalmış bi küvet , ne bilim tavan arasında unutulmuş sandıklar gibi boş ve manasız sonra döner dersin insanlık hali elbet bu da geçer.fotofgraflarda kalır yüzündeki tebessüm , anıların sıcaklığında , sokak aralarında , otobüs duraklarında belki gülümsemen , iç çekişlerin önce zannedersin ki mutluluğu oralarda yitirdim , söz konusu olabilir mi hiç ömür boyu elem , gördünmü sen hayata küsüp bir daha gülmeyen ? daha en güzel şiir yazılacak ve daha büyük kahkalar atacaksın hayata , düştüğü için bir daha bisiklete binmeyen çocuk gördünmü sen ,açıp kollarını dünyaya inat var olacaksın , yeniden sarhoş olacaksın belki yeniden aşık , umutlu olacaksın zaman zaman umutsuz karamsarlık çökecek üstüne belki yeniden küseceksin hayata sonra yeniden döneceksin oyuna dünya bu dönmeye devam edecek , ölüm acısının bile 1 ay da geçtiği zamandayız artık geçecek elbet herşey hıncın , öfken , kızgınlığın , küslüğün soğuyacak . birileri yeni şarkılar yazacak , yeni filmler dönecek sinemalarda , güneş bi doğup bi daha batacak , kış olacak yaz olacak bahar gelecek , kumdan kaleler yapacak çocuklar , kardan adamların burnuna havuç takacaklar , papatyalar toplayacaklar kırdan , kaç martı nasiplenecek kimbilir vapurda simitlerden , dalgalar yeniden vuracak kıyılara , kaç çift evlenecek kaç bebek dünyaya gelecek kim bilir . Bak gördünmü zaman asla durmayacak , beklemeyecek kimseyi canın yanıyorsa tamam sen kal senin için dururum ben demeyecek . güneşin kızıllığında bul umudu , kimsesiz bi çocuğun gülümsemesinde saklıdır belki de gerçekler , sıcak bi ekmeğin buğusunda yaşama duyulan minnet , bir annenin bebeğine duyduğu merhamet ve sevgi sahip olabileceğin en temiz şey ,sayma sahip olamadıklarını , üzülme kaybettiklerine çünki kaybetmiş olman bir zamanlar sahip olduğun gerçeğine işaret eder düşün ne kadar da şanslıymışsın . hadi kalk topla yerden parçalarını , ekle birini bir diğerine koyul yola , inan bana gülünecek çok sebeb var , en kötü gün bile hediyedir aslında sorma şansın olabilseydi eğer inan bana ölüler en kötü hayatı bile tercih ederlerdi sadece yaşabilmek adına . hadi kalk durma koyul yola , yürü sanço panço dışarda bir sürü yel değirmeni var .

8 Şubat 2012 Çarşamba

kelebek

belkiçok karamsarım , kötümser geliyor tavrım size ama kendime umut telkinlerinde bulanamıyorum düzelecek herşey diyemiyorum yanardağ gibi dokunduğum,ulaştığım her şey kül oluyor sanki. acı çektiğimi hissediyorum ama kanayan kalbimi avcumun içine almış yürüyorum sanki , son düşüşüm de hızlı vurmuş olsam gerek yere bütün vicudum kırık , tuzla buz olmuş gibi kemiklerim. benim çk mutlu olduğum günler vardı şimdi hatırlıyorum da yüzümde zamansız arsız bi gülümseme oluşuveriyor , kelebek gibi hani o yere göğe sığmayan , renkleriyle göz alan ben . güneşin doğuşuna koşacak kadar çılgın , rüzgara kafa tutacak kadar ısrarcı hani şu tuttuğunu asla almadan bırakmayacak ben , hani yenilmemiş , örselenmemiş henüz küsmemeiş yarınlara , hadi hatırla sen bilirsin en çok, sokaktaki çocuklarla ip atlarken gökyüzüne değeceğini zanneden , kuşların kanadına takılıp göçebileceğini düşünen beni lütfen sen de unutursan hiç umudum kalmaz yarına dair. bana yeniden o günleri anlatsana , ara sokaklarda kaybolşumuzu dünyanın umrumuzda olmadığı , henüz hayat kavgasına tutuşmamışken , hani tüm derdimizin ikimiz olduğu zamanları hadi anlatsana saçlarımdan rüzgarları savuşturduğun , kafaları çektiğimiz parkları , o yolları anlat bize neler söylediklerini , otobüsleri anlat durakları anlat bana , bana istanbulu anlat ne hikayeler anlattı . ben anlatırsam soğursun herşeyden üzülürüm , insanlar kötü bizim baktığımız gibi bakmıyorlar hiç dünyaya , can dedikleri can alıyor , herkes herkese herşeyi yapabilir sebebine şartlar diyolar sebebine hayat . gitmeler çok normal vedalar acıtmıyor insanların canını ,gülümsemek lüks bile sayılabilir bu vahşi dünyada . sen anlat gittiğin yerler güzel mş sahigüneş kızıl mı ? ay bütün görkemiyle asılımı gecelerinde , rüzgarı aşk kokuyor mu , orası birgün gidip buralardan dönmeyelim dediğin yer mi ?

2 Şubat 2012 Perşembe

şavaşın ortasında komutansız kalmaktır babasız olmak


biz kalabalık olmayan bi aileydik . 3 kişi görünürde ama hep 2 kişi . öyle muhteşem çocukluk anılarım yok benim, kafamda 3 kişilik karelerde , hep yalnızlık vardı , belkide bu yüzden yazıyorum yalnızlık itiyo insanı yazmaya .

annem o masum bi kadındı birazda mahsun ben küçük yüreğime sığdıramazdım anıları , acıları , o nasıl dayanıyo diye düşünürdüm yorgun kalbiyle.

siz hiç babanızdan nefret ettinizmi? ama durun öyle kızgınlıkla küstüm sana gibi değil , sizin babanız en sevdiğinizin ölümüne sebeb oldumu ? bütün çocukluğunuzu gençliğinizi ondan alınacak intikam üstüne hırsla kurdunuz mu ? biliyorum o da beni hiç sevmedi , sevemedi onun ben dünyasına fazlaydım ayakbağıydım şimdi 20 yaşındayım ve hala beni sevmediğini gözlerinde görüyorum ona kızıyorum kendime de kızıyorum böyle birinden yıllarca sevgi beklediğim için , babasıyla kızları gördüğümde gözlerim dolduğu için , ve onca hatayı kalbimdeki bu eksiklikle yaptığım için . acı çeken bi hayvan gibi nereye saldıracağımı bilemeden hoyratça dağıttığım için .

itiraf etmiyorum kendime ama bi babam olsun isterdim saçlarımı okşayan, ne yaparsam yapayım arkamda duran, mezuniyetimde doğum günümde o anları ölümsüzleştirebilmek için fotograf çekmeye çalışan , geceleri gelip üstüm  açık kalmışmı diye kontrol eden,  ve candan bi şekilde kızım diyen .. sonra ilk aşkımı anlatmak isterdim ona , hayata dair planlarımı ve ençok da doya doya sarılmak öpmek isterdim onu .

şimdi niye bu kadar anlatıyorum , çünki hiçkimseye anlatamıyorum içimdeki acıları kabuk bağlamıyo hiçbi yaram örselendikçe daha da saldırgan oluyorum kırık cam parçası gibi dokunanı kanatıyorum .

şair diyo ya savaşın ortasında komutansız kalmaktır babasız olmak , diye ben savaşımın kendi komutanıyım yıllardır çocuk kalbimin acı hesaplarını şimdi hırçın yüreğimle sormaya çalışıyorum .

babanızı sevin eğer o da sizi seviyorsa , çünki eksikseniz hayata hep yenik  başlarsınız ..